KIRIM TATAR TÜRKLERİNDE AİLE

Aile toplumun en temel sosyal birimi olarak kadın ve erkeğin meşru kabul edilen bir şekilde bir araya gelmesidir. Toplulukları aileler meydana getirdiği için küçük bir aileyi incelemek aslında topluluğu incelemek anlamını taşır. Türk töresi kutsal bir kurum olan ailenin oluşumu, evlenme, nişanlanma, düğün, aile içi ilişkiler, aileler arası ilişkiler, çocuklar, kadın, akraba ilişkileri gibi konuları kapsamaktadır.

kırım tatar aile
kırım tatar aile

1917 İhtilâline kadar Kırım Türkleri ataerkil bir aile yapısına sahiptir. Bunun başlıca sebebi Kırım Türk ailesinin İslâm âdet ve geleneklerine dayanan Müslüman bir aile olmasıdır. Gerek kadın gerekse çocuklar için ailenin reisi
kocadır. I. Dünya Savaşı’ndan önce Kırım’ı gezip burada bir süre yaşayan Baronne L. De Wrangell, Kırım Türklerinde babanın, karısına ve onun yeteneklerine saygıduyan iyi bir aile reisi olduğunu vurgulamaktadır. Buna ilaveten bir Tatar ailesibireylerinin kavga ettiklerine ve çocuklarını dövdüklerine hiç şahit olmadığını ifade etmektedir. Bu anlamda kadın kocasına çocuklar da ebeveynlerine tâbidir. Babanın ölmesi durumunda bütün yetkiler büyük oğluna geçer. Küçük kardeşler, babaları hayattayken dahi hem ebeveynlere hem de büyük kardeşlere itaat eder. Bu prensip ister erkek ister kız olsun küçük kardeşlerin büyük kardeşlerle olan ilişkilerinde geçerli olmuştur. Ayrıca küçük kardeşler büyük kardeşlere hitap ederken ismin yanına aga veya abla kelimelerini eklemek durumunda idiler. Büyüklerin yanında sigara içmemek ve düzgün oturmak da sosyal kurallar dahilindedir.Bu prensiplere aykırı davranmak ise halk nazarında kötü terbiyeye işaret ederdi. Küçük olanın büyüğüne özellikle de erkek büyüğüne hürmet etmesi ve tevazu sahibi olması aile ve akrabalık ilişkilerinde önemli olduğu kadar Kırım Türklerinin sosyal hayatında da zorunlu bir durumdu. Kırım Türklerinde görülen, büyüğüne hürmet etme olgusu komşusu olan Kuzey Kafkasya halklarının yaşam tarzında olduğu kadar kuvvetli değildir.
Kırım Türk ailesinde ebeveyn-çocuk ilişkileri de büyüğüne hürmet ve itaat prensibine dayanmaktaydı. Ebeveynlerin özellikle de babanın otoritesi mutlaktı. Çocuklar rüştünü ispat ettikten sonra dahi gösterdikleri itaat ve tevazu devam
etmekteydi. Aile reisinin otoritesi zevcenin üzerinde de kuvvetle hissedilirdi. Bir zevce ve anne olarak kadın, genellikle aile üzerinde büyük bir nüfûza sahip değildi.
Aile kuruluşunun bu şekilde yapılanması sonucu erkek çocuklar kız çocuklara nazaran, babadan sonra daha fazla hak sahibi oluyorlardı. Ataerkil aile yapısı, kendisini aile içindeki bazı âdetlerde de göstermekteydi.
Örneğin eve gelen erkek misafirler sadece baba tarafından kabul edilirdi. Zevce ve çocuklar misafirlere hizmet etmekle sorumluydu. Yine âdetler gereği zevce umumî yerlerde kocasına eşlik edemez, çoğu zaman çarşı veya pazardaki alışveriş dahi koca veya erkek çocuklar tarafından gerçekleştirilirdi. Bu anlayıştan yola çıkarak Kırım
Türk ailesinin Hıristiyan ailelerine nazaran dış dünyaya daha kapalı ve geleneksel olduğu söylenebilir. Temelde Kırım Türk ailesi hem dini hem de Türk millî âdetlerine dayalı bir yapıyı içinde barındırmaktadır diyebiliriz.57 Diğer taraftan bu konuyla ilgili Wrangell gözlemlerinde, Kırım Türklerinde erkeğin başkasının karısına göz dikmeye yeltenemeyeceğini buna paralel olarak da Tatarların kıskanç olmadığına işaret etmektedir. Kırım’da bulunduğu zaman içerisinde kocasının yokluğunda bir kadının gününü serbestçe geçirebildiğini gözlemleyerek çoğu zaman
Kırım yollarında at arabalarıyla uzak bir köydeki dost veya akraba ziyaretine tekbaşına giden, rengârenk başörtülü Kırım Türk kadınlarına rastladığını belirtmektedir.
İhtilâl öncesi Kırım Türk aile ve sosyal hayat tarzında, aile ve evlilik ahlâkı bakımından nikâhsız birleşmeler söz konusu değildi. Ayrıca iş hayatında sık sık görüştükleri, serbest zamanlar ise mani yarışmaları düzenledikleri halde bu ilişkiler hiçbir zaman ileri götürülmezdi. İffetin korunması sadece kızın değil tüm ailenin şeref meselesi olup bu âdetin ihlal edilmesi hem kız için hem de ailesi için büyük bir leke sayılırdı. Böylesi bir durum toplumun nefretine sebep olurdu.
Evlilik halinde zevcenin kocasına sadakati de bir namus ve şeref meselesi olarak kabul edilirdi. Gerek nikâhsız birliktelikler gerekse kocaya ihanet vakalarına Kırım Türkleri arasında çok nadir rastlanırdı. Dr. Ahmet Özenbaşlı’nın “Kırım Tatar Tarihine Ait Bazı Kayıtlar” isimli makalesinde belirttiği üzere Kırım Türkleri
fuhuşun ne olduğunu asla bilmezlerdi ve 1917 İhtilâline kadar Rusya’da fuhuş yapan bir tek Kırımlı kız yoktu. Uzun yıllar süren Rus baskısı ve hâkimiyetine rağmen Kırım Türk ailesinin en önemli özelliği ve gücü; geçmişte de bugünde iffet kavramının korunmasıdır.
Wrangell, Kırım Türklerinin, ergenlik yaşına gelen her Müslüman evlenmelidir anlayışına sahip olduklarını söylemekte olup boşanmanın çok kolay olmasına karşın nadir görülen bir hadise olduğunu ifade etmektedir. Bu konuyla ilgili bir Tatardan şu ifadeleri aktarmaktadır: “Boşanma utanılacak bir şeydir; cahillerin
kaprisidir.” Yine şu sözleri eklemiştir: “Zina işleyen erkek kötü şöhrete sahip bir kadınla evlenmek zorunda bırakılır, Kur’an’ın 23. ayetine göre kötü huylu erkekler ve kadınlar birbirleri için yaratılmıştır.
Geleneksel ahlâk anlayışı Kırım Türk çocuklarına da aşılanmıştır. Buna göre dürüstlük ve yabancı mülkiyete mutlak hürmet kavramları çocuklara aşılanan değerlerdir. Bu anlayışın varlığını ihtilâlden önceki dönemin birçok Rus müellifi de kabul etmektedir.61 Kırım Türkleri çocukları çok severler. Anne, yeni doğan bebeğe karşı son derece şefkatli olup çocuğunun büyüme sürecinde baba da çocuğuyla ilgilidir. Kırım Tatar lehçesinde ilk çocuk “tonguç” en küçük çocuk ise “gence” olarak adlandırılmıştır. Çok fakir aileler dahi çocuklarına ve gençlere eski vekullanılmış eşyalar giydirmez. Kırım Türk çocuğu daima kendisine ait özel ayakkabılarını, kısa pantalonunu, ceketini, önlüğünü, gömleğini ve fesini giyer. Bu bakımdan Rus köylülerinin çocuklarından görsel açıdan ayrılır. Diğer taraftan erkek
çocukları altı yaşına geldiğinde medreseye (okula) gönderilir. Burada evinde de olduğu gibi Allah’a ve Peygamber’e dualar etmeyi öğrenir. Tatar çocukları dahaçocukluğundan itibaren sakin ve serinkanlı bir ruh yapısına sahiptir.64 Kırım Türk çocukları aldıkları aile terbiyesinin bir gereği olarak büyüklerine karşı yumuşak tonda, saygılı bir üslûp içinde konuşurlar. Anne ve babalarını sinirlendirecek hareketlerden kaçınırlar. Âdetler gereği son çocuğunu evlendiren anne ve baba, onunla ve ailesiyle birlikte yaşar. Buna “kiçik oğlunen oturmaq” denir. Ailenin son
oğluyla birlikte oturmasına ilişkin şöyle bir atasözü vardır: “Tuzlu-tuzsuz oğlumnun evi” : Ne olursa olsun bu ev benim oğlumundur anlamındadır. Yakın zamanlarda özellikle şehir hayatı yaşayan Kırım Türk ailelerinde bu âdetin de ortadan kalkmış olduğu görülmektedir.

Kaynak : Kamelya KESKİN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest